Tem 04

Her yerde mantar ve küf olabilir bu yüzden paniğe kapılmayın

Mantarın yüz bin türü vardır. Bunlara hemen hemen her evde rastlanır. Bununla birlikte bu mantar türlerinin büyük birçoğunluğu zararsızdır. Gazetelerde karşımıza çıkan ürkütücü başlıklara karşın evinizdeki küçük miktarlardaki mantar ve küflerin çok ciddi hastalık­lara neden olacağı söz konusu olmadığı gibi korkmanız da gerekmez.

Mayo Klinik birçok kişinin mantara ve küfe karşı ters tepkisi ol­madığını saptamıştır. Bilim adamları mantar ve küfe bağlı kro­nik rahatsızlıklarla ilgili bilgileri kanıtlayamamaktadırlar.

Tem 04
Bakterilerle savaşa son verin

Antibakteriyel sabunlan, antibakteryel temizlik malzemeleri hat­ta antibakteryel ocaklanmız bile var. Ne yazık ki, bakterilere karşı açılan bu savaşın iki önemli ve zararlı yan etkisi vardır. Birincisi, bakterileri keşfetmemizi sınırlayarak bağışıklık sistemimizi, içsel savunmamızı oluşturmamızı engeller. Bu da ileride çok daha ciddi ve önemli sorunlar yaratabilecek bakterilerle ilgili hastalıklann et­kilerini arttınr. İkincisi, piyasadaki çeşitli ürünlerle bakterilere sü­rekli olarak saldırarak geniş bir alana yayılan bakterileri öldürürüz, ama aynca da mikroplardan annarak geri kalan bakterilerin daha da güçlenmesine neden oluruz. Oysa onlan öldürmeye çalışmamış ol­saydık bakteriler güçlenmeyecekti. Elbette ellerimizi yıkamalı ve çiğ yiyecekler konusunda dikkatli olmalıyız, ama her fırsatta ne ken­dinizi aşın korumaya almaya, ne de evinizi antibakteryel temizlik malzemeleriyle doldurmanıza gerek yoktur.

Hackensack Üniversitesi Tıp Merkezi doktorları derideki birçok bakterinin koruyucu özellikleri olduğunu saptamıştır. Bu bakte­riler bünyenin zararlı bakteriler oluşturup hastalanmayı, bün­yenin zayıf düşmesini engellerler. Eğer bu söz konusu bakteri bünyede yoksa görevini yerine getiremez. Antibakteryel sabun­la bedeni ovalamak iyi huylu bakterilerin kötülerle birlikte yok olup gitmesine de neden olmaktadır.

Haz 20

Geçmişte Dünya’da birçok salgın hastalık görüldü örneğin sıtma, kolera ve diğerleri o zamanlar bilim gelişmemiş bu salgın hastalıklar çok ciddi can kayıplarına neden olmuştu, bilim gelişim süresi içerisinde bu hastalıklara aşılar ve ilaçlar geliştirildi bu hastalıklar artık önemsiz hale geldi ama bilimin gelişimi gibi hastalıklar daha doğrusu bakteri ve virüslerde gelişim süresi içerisinde bu kapsamda sürekli yeni hastalıklar ortaya çıkmakta örneğin kuş gribi, kırım kongo kanamalı ateşi hastalığı gibi son olarakta domuz gribi ortaya çıktı bu hastalık hakkında biraz bilgi verelim…

Domuz gribi, normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum hastalığı olarak biliniyor ve bu hastalık hızla yayılabiliyor.
Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. Virüse karşı insanın doğal bağışıklığı bulunmuyor.
Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hastalığın kontrolden çıkmak üzere olan geniş çaplı salgın olabileceği uyarısında bulunuyor.
Domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Virüs solunum yoluyla bulaşıyor.
İnsanlardaki grip virüsü gibi, domuz gribi virüsü de domuzlarda sürekli değişim gösteriyor. Domuzların solunum yollarında domuz, insan ve kuş gribi virüslerine duyarlı alıcılar bulunuyor.
Dolayısıyla domuzlar, virüslerin eş zamanlı bulaşması halinde yeni grip virüslerinin ortaya çıkma ihtimalini artırıyor.
DSÖ’ye göre, Meksika’da ölümlere neden olan domuz gribi virüsü A/H1N1. Bu virüs insandan insana bulaşabiliyor. A/H1N1 virüsü, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor.
Domuzlara yapılan aşı bulunuyor, ancak insan için henüz aşı yok.

Bu hastalığın biran önce çaresinin bulunması ve insanlığın bu hastalığı en ucuz şekilde atlatması dileğiyle…